robogyte ile birlikte katıldığım odtü robotgünlerinde okulumuzu en iyi şekilde temsil etmek için bütün ekip canla başla çalıştık ortaya güzel sonuçlar çıktı tabiki slolom kategorisinde gelen birinciliğin yanı sıra edindiğimiz yeni arkadaşlar gördüğümüz yeni çalışma ortamları bizler için büyük birer tecrübe olarak geri döndü ve dönecekte... bu gezinin bir diğer önemide eski ekiple yeni ekibin kaynaşmasına sebep olmasıdır ki klübün geleceği açısından çok çok önemli bir geziydi sonuç olarak iyisiyle kötüsüyle gezi tamamlandı ve eskitecrübeli kadronun yanına yeni dinamik bir kadro eklenmiş oldu eski arkadaşlara teşekkürü bir borç bilir yeni arkadaşlararada yollarında başarılar dilerim enstitümüzdeki girişimcilik ruhunu hepbirlikte canlandırmak ümidiyle.....
26 Mart 2008 Çarşamba
18 Mart 2008 Salı
ÇANAKKALE GEÇİLMEZ
Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi,
- Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya -
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,
Ne hayâsızca tahaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde - gösterdiği vahşetle "Bu: bir Avrupalı"
Dedirir - yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi!
Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer.
GYTE öğrencileri olarak son durağımız tüm dünyaya kahraman milletimizi bir kez daha tanıttığımız ve hafızalardan silinmeyecek vahşetler yaşadığımız Çanakkale oldu. O Çanakkale ki ikiyüzellibin şehidimizin yattığı o Çanakkale ki Mustafa Kemallerin şaha kalktığı o Çanakkale ki anaların mehmedine kına yakıp kurban yolladığı mahşer.....
Ölüm indirmede. gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara, vâdîlere sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
angını, durmuş da açık sînelere,
Sürü hâlinde gezerken sayısız tayyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler!..
Mehmed Akif öyle güzel tasvir etmişki çanakkale destanını şiirinde söylenecek fazlada söz bırakmamış hani bizlere her türk evladının mutlaka gidip görmesi gereken yerler olan Çanakkale nin tarihini büyük şair Mehmed akiften dinlemek en doğrusu olur herhalde;
Sen ki, son ehl-i salîbin kırarak savletini;
Şarkın en sevgili sultânı Selâhâddîn'i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayrân...
Sen ki, İslâmı kuşatmış, boğuyorken husran;
O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki rûhunla berâber gezer ecrâmı adın;
Sen ki a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât!
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
Ey şehîd oğlu, şehîd isteme benden makber,
Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.
Azizi şehitlerimize ALLAH tan rahmet dilerim..........
Kimin neyi kaçırdığı belli değil walla...
Juan, motosIkletiyle MeksIka sinirina gelir, arkasindaki iki buyuk cantayigoren polis $uphelenir ve sorar: Cantalarda ne var? Juan; "kum" diyeyanitlar. Polis cantalari doker, didik didik arar, gercekten sadece kumvardir. Ama bu kez tahlile gonderir kumlari, acaba ba$ka bir madde mikaciriyor diye. Tahliller tertemiz cikar, gercekten de sadece kumdur, ba$ka bir $ey degil.Juan, ertesi gun yine sinira gelir motosIkletle, yine iki canta dolukumla. Polis, u$enmeden ayni i$lemleri tekrarlar ama yine bir $ey bulamaz.Gunlerce, hatta aylarca hep ayni olay ya$anir sinirda. Bir gun polisin oturdugu bir kafeye, tesadufen Juan gelir. Polis, hemenyanina gider ve "Yillardir bir $eyler kacirdigini biliyorum, bak buradakimse bizi gormuyor, soz, aramizda kalacak. Ne kaciriyorsun lutfen soyle!Yillardir uyku uyumuyorum senin yuzunden!" der. Juan cevap verir:"MotosIklet" :) Eh, detayla, ayrintilarla ugra$irsak, butunu goremez, i$imize yaramayacak$eylerle ugra$ir sak, gormemiz gerekeni, ozu kaciririz boyle...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
